Bugun...

MUSTAFA KEMAL’İN ÇANAKKALE EFSANESİ

 Tarih: 17-03-2022 13:39:00
RUFAT ŞENER

          “Çanakkale Efsanesi” ni yaratan Mustafa Kemal, henüz 34 yaşında genç bir yarbaydır.

Bu efsane, dünya tarihinin en kanlı savaşlarının geçtiği, 1.Dünya Savaşı içinde Çanakkale Cephesi’nde doğar.

             Bu savaş günlerinde İngiltere ve Fransa, müttefikleri Rusya’ya gerekli yardımı verebilmek ve savaşın akışını değiştirmek için Çanakkale Boğazı’na bir saldırıda bulunurlar.

             İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’na sürdükleri büyük deniz gücü harekâtı 19 Şubat 1915 tarihinde başlar, bu deniz saldırısına son olarak da 18 Mart 1915 tarihinde başarıyla karşı konulur. İtilaf Devletleri bu deniz savaşında ağır kayıplar verir ve donanmaları geri çekilmek zorunda kalır. Bir ağır top mermisini sırtında taşıyarak topun namlusuna süren ve düşman gemisini tahrip eden Seyit Onbaşı ve pek çok isimsiz kahraman bu deniz savaşının kahramanları içinde yer alırlar. Kıyı topçusunun başarılı atışları ve varlığı küçük fakat denize döktüğü mayınlarla zaferin simge ismi Nusret Mayın Gemisi de asla unutulmaz.  Tarih, ulusumuzun bu şanlı direnişini, vatan savunmasını ‘Çanakkale Geçilmez!’ kaydıyla gelecek kuşaklara bırakır.

             Ne var ki Boğaz’ı geçmek ve ereğine ulaşmak isteyen İtilaf güçleri Gelibolu Yarımadası’na asker çıkararak, karşı saflarda (İttifak devletleri) bulunan Osmanlı Devleti’ni kara savaşlarında mağlup etmek, deniz yolunu kendisine açmak istemektedir de. 25 Nisan 2015 günü Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini Mustafa Kemal’in komuta ettiği birlikler Conkbayırı’nda, ardı sıra diğer cephelerde durdurur. İşte, bu başarıların süregeldiği Gelibolu Kara Savaşları 9 Ocak 1916 günü, düşmanın tümüyle vatan toprağımızdan çekilmesiyle sona erer.  Ki, bu savaşlar sonrasında ‘Çanakkale Efsanesi’ Türk ve dünya tarihine, Mustafa Kemal’in üstün başarısı ve ulusumuz çocuklarının yurtseverlik öyküleriyle   yazılır.

            Çanakkale Savaşlarında Türklerin düşmanı konumunda olan İngilizlerin resmi tarihi dahi, bu savaşlarda Mustafa Kemal’in rolünü şöyle değerlendirmektedir: “Çanakkale’de geleceği elinde tutan komutan, üstün şahıs, Mustafa Kemal’di. Mustafa Kemal’in Çanakkale muharebelerinde göstermiş olduğu çok yüksek sevk ve idare, fedakârlık ve feragat her türlü övgünün üzerindedir ve bu hususta ne söylense azdır.!”

             Diğer bir İngiliz tarihçisi de şöyle yazmaktadır: “Tarihte çok ender olarak tek bir tümen komutanının gayretleri, yalnızca bir muharebenin gidişatını değil; aynı zamanda, bir savaş harekâtının kaderinde ve hatta bir ulusun yazgısında bu denli derin bir etki bırakabilmiştir.”

             “Bizim örneğini verdiğimiz yabancı tarihçilerin değerlendirmeleriyle de saptanan Çanakkale Savaşları, ancak Mustafa Kemal’in eşsiz askeri dehası, kuşku götürmez cesareti ve üstün komutanlık yeteneği sayesinde kazanılmıştır. Dünya tarihi bunu böyle yazmıştır, bu gerçeği değiştirmeye ülkemizde hiçbir kişi ya da hükümetin   gücü yetmeyecektir. Bu böyle biline!”

             Çanakkale deniz ve Gelibolu Kara Savaşları, 1. Dünya Savaşı’nda hemen hemen her cephede yenilgiye uğratılan ve çökertilmekte olan Osmanlı Devleti’nin âdeta yeniden canlanmasına neden olur. Osmanlı Devleti’nin, geçici bir süre için dahi olsa, yeniden canlanmasına neden olan etkense, Mustafa Kemal isimli genç bir yarbayın askerimize komuta etmesi, onları sevk ve idare etmesidir.

              Bu nedenle 1. Dünya Savaşı’nın Çanakkale Cephesi savaşları, Mustafa Kemal’i Atatürk’e dönüştüren sürecin başlangıcını oluşturur.

              Mustafa Kemal’in   Sofya’da askeri ateşe görevinde bulunduğu 28 Temmuz 1914 tarihinde 1. Dünya Savaşı başlar. Bu süreçte pasif bir görevde kalmak istemeyen Mustafa Kemal resmi makamlara başvurarak, daha uygun savaşçı birliklere atanmak isteğinde bulunur. Bu isteğini şu sözlerle anlatır: “Vatanın müdafaasına ait fiili vazifelerden daha mühim ve mübeccel bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hattında bulunurken, ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf zabit olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz.” der; fakat yazısına yanıt alamayınca İstanbul’a dönmeye karar verir, ki yola çıkmak üzereyken aldığı bir telgrafta Mustafa Kemal’in 19. Tümen Komutanlığı’na atandığı bildirilmektedir.

              Bu emir üzerine Başkomutan vekili Enver Paşa’yı ziyaret eden Mustafa Kemal, atandığı tümenin nerede olduğunu sorar. Enver Paşa, nerede olduğunu bilmediğini söyler, tümenin Genelkurmay’dan araştırılmasını önerir. Giderek araştırmalarını sürdüren Mustafa Kemal 19. Tümen’in henüz var olmayıp Tekirdağ’da kurulmaya çalışıldığını, fakat bu tümenin komutanlığına atandığını öğrenir. Üçüncü Ordu Komutanı Esat Paşa’nın emriyle de 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’e Gelibolu Yarımadası’nda “Maydos Mıntıka Komutanlığı” adı altında, Ece Limanı ile Seddülbahir ve Morto Limanı arasındaki sahilin savunulması görevi verilir. Sonraki Genel Kurmay kararlarındaysa 19. Tümen’in kıyı savunmasından alınarak Eceabat bölgesinde ihtiyata çekilmesi ve bu bölgenin savunulması görevi verilecektir.   Mustafa Kemal’in savunmasını üstlendiği bu bölge, 8,5 ay sürecek Gelibolu Kara Savaşları’nın yapıldığı alanlardır. Bu cephede 19. Tümen’in 57. Alayı ile Maydos’da bulunan 9. Tümen’in 26. ve 27. Alayları   Mustafa Kemal’in emri komutası altında üstün feragat örnekleri vereceklerdir.

            Ki, 25 Nisan 1915 sabahı, Türk askerine “Size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum.” komutunu verdiği Arıburnu ve Conkbayırı savaşları, düşmanın yaptığı çıkartmaya karşı verilen vatan savunması, kendiliğinden harekete geçen Mustafa Kemal’in komutası altında 57. Alay’ın ve 27. Alay’ın can pahasına gösterdikleri fedakârlık örnekleriyle    yaşanır. Düşmana karşı saldırı savaşıyla Conkbayırı savunulur. Bu savunma taarruzunda 57. Alay’ın büyük çoğunluğu şehitlik mertebesine erişir. Ezineli Yahya Çavuş bu savaşlarda şehit düşmüş kahramanımızdan birisi, Bigalı Mehmet Çavuş da tüfeğinin mekanizması bozulduktan sonra eline geçirdiği taşlarla düşmana karşı savunma veren ve bu savaşı sürdürmeyi başaran (sonraları Ulusal Kurtuluş Savaşı’na da katılarak vatan savunması veren) diğer kahraman gazilerimize birer örnektir.  (Türk askerine Mehmetçik unvanı verilmesinin de gerekçesi onun ismine dayandırılır.). Nitekim 27/28 Nisan günlerinde Arıburnu cephesinde yaşanan göğüs göğüse muharebelerle Anzaklar geri çekilmek zorunda kalır, Kanlısırt tepeleri geri alınır. Ardısıra 28 Nisan 2015 günü başlayan 1. Kirte ve 2. Kirte ile 3. Kirte savaşlarıyla İngiliz ve Fransız kuvvetleri işgal ettiği tepelerden atılır.  Çatışmalar süresince 1. Kerevizdere, 2. Kerevizdere muharebeleri ve 28 Haziran günü başlayan Zığındere muharebeleri ne büyük güçlükler ve koşullar altında Türk askerinin gözünü kırpmadan ölümün üstüne atıldığını gösteren örnekleri oluşturur.

              Kazandığı Arıburnu- Conkbayırı zaferleri sonrası Mustafa Kemal’in rütbesi 1 Haziran 1915 tarihinde albaylığa   yükseltilir.

             Zaferleri ardında Anafartalar Grup Komutanlığına atandığı günlerde 9/10 Ağustos günleri yaşanagelen 1. Anafartalar Zaferi ve 21 Ağustos’ta yaşanan 2. Anafartalar Zaferleri ile 21 Ağustos Kireçtepe savaşlarıysa ‘Anafartalar Kahramanı’ unvanını kazandırır Mustafa Kemal’e. Savaşın bir cehennem yerine döndürdüğü, gökten şarapnel ve demirin yağdığı Conkbayırı taarruzunda en ön saflarda, askerinin yanıbaşında yer alan Mustafa Kemal bir şarapnel parçasıyla göğsünden yara alır; onu ölümden kurtaransa bir mermi parçasının göğsünün sağ cebinde yer alan saatini parçalaması vakasıdır. (Mustafa Kemal bu saati sonraki günlerde Liman von Sanders’e armağan eder. O da karşılığında kendi altın saatini Mustafa Kemal’e verir.)

            Anafartalar Savaşı’nı yönettiği tepeye bugün ‘Kemalyeri’ adı verilmektedir; ki bu tepeler ardından doğan güneş gibi Türk tarihini aydınlatan isim de Mustafa Kemal olur.

            (Yazımızın devam edecek paragrafları yarın yayınlanacak gazetemizde yer alacaktır.)

  Bu yazı 321 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI