istanbul eskort kızlar
eskort Şanlıurfa escort Sinop escort Sivas escort Tekirdağ escort Tokat escort Zeytinburnu escort Niksar escort Nilüfer escort Nizip escort Oba escort Ödemiş escort Seyhan escort Side escort Şile escort Silifke escort Silivri escort Simav escort Şişli escort Odunpazarı escort Of escort Oltu escort Onikişubat escort Orhaneli escort Orhangazi escort Ortaca escort Ortahisar escort Ortaköy escort Osmangazi escort Palandöken escort Pamukkale escort Payas escort Pazarcık escort Pendik escort Perşembe escort Polatlı escort Pursaklar escort Reşadiye escort Şahinbey escort Salihli escort Samandağ escort Sancaktepe escort Sandıklı escort Sapanca escort Saray escort Sarıçam escort Sarıyer escort Şarkışla escort Seferihisar escort Şehitkamil escort Şehzadeler escort Selçuklu escort Serdivan escort Serik escort Seydişehir escort Siverek escort
istanbul escort
Çekmeköy mutlu son Çerkezköy mutlu son Çeşme mutlu son Ceyhan mutlu son Çiğli mutlu son Çivril mutlu son Çorlu mutlu son Çorum mutlu son Çubuk mutlu son Çumra mutlu son Dalaman mutlu son Darıca mutlu son Davutlar mutlu son Defne mutlu son Demetevler mutlu son Demre mutlu son Derince mutlu son Develi mutlu son Didim mutlu son Dikili mutlu son Dörtyol mutlu son Döşemealtı mutlu son Dulkadiroğlu mutlu son Edremit mutlu son Efeler mutlu son Elbistan mutlu son Elmalı mutlu son Erbaa mutlu son Erdemli mutlu son Ereğli mutlu son
Bugun...

İSTİKLÂL MARŞI’MIZ

 Tarih: 11-03-2022 19:31:00
RUFAT ŞENER

           Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bayrak önünde çekilmiş pek çok sayıda fotoğrafı olduğunu biliriz. Bunlardan biri de arkasında Türk Bayrağı, göğsünde İstiklâl Madalyası ile duran Gazi Mustafa Kemal’in fotoğrafıdır.

           Bu resimler, kanımızca, ‘Atatürkleşen bayrak, bayraklaşan Atatürk’ düşüncesinin birer belgesidir. Halkımız da bu sevgiyi gönlünde yaşamış ki; Atatürk’ün Cumhurbaşkanı sıfatıyla Kars’a gelişi dolayısıyla bestelenmiş ezgilerde,

         “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa

           Askerin, milletin, bayrağınla çok yaşa!” denilmektedir.

           Türk Bayrağı, ulusumuzun özgür ve bağımsız yaşama istencini simgeler. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu günlerinde, 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’de coşkulu alkışlarla kabullendiğimiz İstiklâl Marşı’mız da özgürlüğümüzü ve bağımsız yaşama hakkımızı canımız pahasına korumak bilincimizi anlatır.

            Şair Mehmet Akif Ersoy’un ölümsüz dizlerinde Türk Bayrağı’nın, vatan topraklarımız üstünde son Türk ocağı sönene dek dalgalanacağına duyulan güven hissi bize aşılanır:

          “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

            Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

            Nasıl korkulur, ulusumuzun bağrında yurt sevgisi, yurttaşlık gururu, Türk olmak kimlik ve onuru yaşadıkça Türk Bayrağı’nın semalarımızdan silinmek isteneceğinden. “Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü” bildiğimiz Türk Bayrağı; bizleri var eden, tasada ve kıvançta birliğimizi kuran, geleceğin gönençli yollarında güvenle yürümek kararlılık ve istencimizi güçlendiren, Cumhuriyet Türkiye’sine ve Atatürk’e bağlılık sevgimizi yüreklerimizden taşıran en yüce ve kutsal değerlerimizden oldukça, dalgalanacağı semalarda şan kazanacak!  Egemenlik hakkımızı anlatan    İstiklâl Marşı göklerimizde bir sis çanı gibi çalmayı sürdürecek!

             Mustafa Kemal Atatürk, özgür ve bağımsız yaşama hakkını kazanan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran insanlarımızı hiçbir ayrım görmeksizin kenetlenmiş bir bütün görür. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”  Tanımlamasıyla; yüce Atatürk, Misak-ı Milli sınırları içinde kurmayı başardığımız ulus devletimizin Türk ulusunun eseri olduğunu, bu yurdun her köşesinde yaşayan insanlarımızın tek bir kalp ve tek bir ruh olarak Türk ulusunu var edip yücelttiklerini anlatır.

            Türk Bayrağı, Atatürk’ün tanımladığı ulusumuzun özgürlük ve bağımsızlık simgesidir. İstiklâl Marşımız da ulusumuzun bu duygularını yaşama ve haykırma kararlılığını anlatan destansı söyleyiştir.

Şair Mehmet Akif Ersoy’un;

           “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

             Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

             Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

             Etmesin   tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.” sözleri, ulusumuz evlatlarının vatanımızın uğruna can vermekten çekinmeyeceklerini, onun doğal güzellikleri denli, altında yatan evlatlarımızın   döktükleri kanlarıyla da topraklarımıza kutsallık kazandırdıklarını anlatır.

             Bunun içindir Türk Bayrağı, etnik köken ve inanç ayrımı görmeksizin ulusumuz bireylerinin kardeşliğini, barış ve dostluk duyguları içinde yaşama sevincini, tarih ve kültür bağları içinde kaynaşmış bir ulus-toplum olmanın kıvancını bize yaşatır. Ulusumuz çocuklarının akıl ve yüreklerinden taşan bu duyguyu İstiklâl Marşı’mız anlatır bize.  Atatürk Milliyetçiliği de ulumuzun bu yaşamsal gücünü korumamızı ve yüceltmemizi öğütler. Bugün Türk vatanının her köşesinde yaşayan ve “Ne mutlu Türk’üm diyene!” özdeyişindeki coşkuyu gönüllerinde taşıyan yurttaşlarımızın, Türk Bayrağı’nı ve İstiklâl Marşı’mızı aynı duyarlılıkla koruyup benimsediklerine de kuşku duymuyoruz.

            Bugün İstiklâl Marşı’mızın kabul edilişinin 101. Yıldönümünü kutluyoruz.

            Şair Mehmet Akif Ersoy, dizelerinde söze döktüğü duyguların, salt kendi duyguları değil, tüm ulusumuzun özgür ve bağımsız yaşama kararlılığı olduğunu anlatıyor. Onun şiirine döktüğü istiklâl aşkı, tarihimiz boyunca olduğu gibi Millî Mücadele yıllarımızda Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Antep’te, Maraş’ta, Sakarya’da, İnönü’de, Afyon Kocatepe’de ve tüm yurt toprağımızda kanıtlandı da.

           Şair Mehmet Akif Ersoy’un;

         “Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı;

           Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

           Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;

           Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.” dizelerindeki ‘toprak’ ve ‘kefensiz yatma’ temaları, ulusumuz çocuklarınca yaşandı Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerimizde; Türk Bayrağı’nın yüceliği, İstiklâl Marşı’mızın ebedi haykırışımız olacağı ve vatan toprağı için canımızı feda edebileceğimiz erdemi!

            Bugün de bizler yüreklerimizdeki engin bayrak sevgisini, istiklâl aşkını Atalarımızdan aldığımız bir soylu duygu biliyoruz. Bu yüce duyguyu da Gazi Mustafa Kemal’in Ulusal Kurtuluş Savaşımızın zafere eriştiği gün, gezdiği savaş alanlarındaki bir gözlemine dayandırıyoruz.

           30 Ağustos 1922 günü sabahı Başkomutan Mustafa Kemal cephede dolaşırken binlerce insan, hayvan ölüsü arasında duygulanmış ve şunları söylemişti:

         “Bu acıklı görünüş bütün insanlığı utandırabilir. Ama bu haklı bir yurt savunmasının doğal bir sonucudur. Fakat Türkler başka ulusların yurtlarında aynı şeyi yapmayacaklardır. Bizi zorladılar"

           Bu sözlerden sonra da yerde yatan bir Yunan bayrağının kaldırılmasını isteyerek, şöyle der:

         “Bayrak bir ulusun bağımsızlık simgesidir. Düşman da olsa saymak gerekir.”

           İşte biz bu nedenle ulusça yüreklerimizi yakan ve kavuran her acı olguyu yaşarken, ya da hep birlikte ayağa kalkıp coşku ve sevincimizi paylaşırken Türk olmanın gurur ve heyecanını yaşıyoruz. Ulusal günlerimizde, paylaştığımız sevinçlerde ve acılarda    yüksek sesle okuduğumuz İstiklâl Marşı’mız bize Türk olmanın onurunu yaşatıyor.

           Eğer, bugün Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ile anıyorsak, onun izinde yürüyen evlatlarımız vatan topraklarımızda egemenlik hakkı için, bağımsız yaşamak için can vermekten çekinmiyorsa; bu erdemi Türk Bayrağına, İstiklâl Marşı’mıza besledikleri sevginin eseri bildiğimizdendir.

            Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlığını, Türk vatanının bütünlüğünü bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk kazandırdı; O’nun ilke ve devrimlerine sahip çıktıkça Türk Bayrağı vatanımız üstünde dalgalanacak, biz de gururla “Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!” diyebilmek övüncünü    yaşayacağız.

  Bu yazı 524 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI