istanbul eskort kızlar
eskort Şanlıurfa escort Sinop escort Sivas escort Tekirdağ escort Tokat escort Zeytinburnu escort Niksar escort Nilüfer escort Nizip escort Oba escort Ödemiş escort Seyhan escort Side escort Şile escort Silifke escort Silivri escort Simav escort Şişli escort Odunpazarı escort Of escort Oltu escort Onikişubat escort Orhaneli escort Orhangazi escort Ortaca escort Ortahisar escort Ortaköy escort Osmangazi escort Palandöken escort Pamukkale escort Payas escort Pazarcık escort Pendik escort Perşembe escort Polatlı escort Pursaklar escort Reşadiye escort Şahinbey escort Salihli escort Samandağ escort Sancaktepe escort Sandıklı escort Sapanca escort Saray escort Sarıçam escort Sarıyer escort Şarkışla escort Seferihisar escort Şehitkamil escort Şehzadeler escort Selçuklu escort Serdivan escort Serik escort Seydişehir escort Siverek escort
istanbul escort
Çekmeköy mutlu son Çerkezköy mutlu son Çeşme mutlu son Ceyhan mutlu son Çiğli mutlu son Çivril mutlu son Çorlu mutlu son Çorum mutlu son Çubuk mutlu son Çumra mutlu son Dalaman mutlu son Darıca mutlu son Davutlar mutlu son Defne mutlu son Demetevler mutlu son Demre mutlu son Derince mutlu son Develi mutlu son Didim mutlu son Dikili mutlu son Dörtyol mutlu son Döşemealtı mutlu son Dulkadiroğlu mutlu son Edremit mutlu son Efeler mutlu son Elbistan mutlu son Elmalı mutlu son Erbaa mutlu son Erdemli mutlu son Ereğli mutlu son
Bugun...

Dini Mealden Öğrenmek [I]

 Tarih: 15-04-2021 18:51:00
MUSTAFA TURGUT - GELİBOLU MÜFTÜSÜ

Kur’an’la aramızdaki fıtrî bağı reddeden ve onu salt bir “entelektüel bilgi nesnesi” olarak gören modernist çevreler, Kur’an-ı Kerim’i anlamadan okumanın hiçbir faydasının olmayacağını ve dinin yegane kaynağının her açıdan Kur’an/meal olduğunu iddia etmektedirler.

Bu kesimler;

• Kur’an-ı Kerim’i okuyan kişinin onu “anlamak” şartıyla okuyabileceği,

• aksi takdirde okumasının hiçbir fayda/sevap temin etmeyeceği,

• hatta bu tür bir okumanın zarardan halî olmayacağı,

• Kur’an’ın amacının anlaşılmak ve amel edilmek olduğu,

• anlamadan okumanın ilk üç nesilden sonraki dönemlerde kültürel ve bölgesel bir anlayışın neticesi olarak ihdâs edilmiş yanlış bir uygulama olduğu…

şeklinde özetlenebilecek birtakım gerekçeler ileri sürmektedirler.

Hemen ifade edelim ki, önü arkası iyi düşünülmemiş, derinlikten yoksun ve realite ile çelişen bu tarz itirazlar, bizi çözümü imkânsız bir problem yumağı ile baş başa bırakmaktadır. Derinlemesine bakıldığında, konunun, bu denli yüzeysel bir yaklaşımla ele alınamayacak kadar etraflıca bir muhakemeyi ve külli bir anlama gayretini gerektirdiği net olarak anlaşılacaktır.

Tabi, modernist çevrelerin bu tür gerekçeleri; ilmî kifâyetsizlik, kadim mirasa karşı taşıdıkları art niyet ve usûl noktasındaki cehâletlerine dayanmaktadır.

Öncelikle “Kur’an-ı Kerim’i anlamaya karşı” olmakla itham edilmemek için şöyle bir anekdot paylaşayım:

Diyanet İşleri Başkanlığının 2010 yılını “Kur’an Yılı” ilan etmesi münasebetiyle sonuç bildirgesinde dile getirdiği şu paragrafı buraya aynen alarak her kelimesine tereddütsüz katıldığımı ifade edeyim:

“İnsanı ve toplumu hak ve adalet zemininde inşa etmek üzere gönderilmiş olan Kur’an-ı Kerim’in gereği gibi anlaşılması, yaşanması ve haberdar olmayanlara aktarılması ümmet-i Muhammed’in asli vazifelerinden birisi, hatta birincisidir. Toplumumuzda gün geçtikçe daha fazla yaygınlık kazandığı müşahede edilen ahlak erozyonu, suçluların, suç oranlarının ve çeşitlerinin artması, toplumsal dokunun giderek daha fazla zedelenmesi… gibi olumsuzlukların önüne ancak Kur’an’ın diriltici mesajıyla geçilebilir.” (Kur’an Mealleri Sempozyumu, DİB, Ankara-2007, I-II.)

Kur’an’ın anlaşılmasının lüzûmu ile alakalı görüşümüzü beyan ettikten sonra mevzuya geçelim.

Modernist çevrelerin tezleri, ana hatlarıyla dört probleme sebep olmaktadır:

1. Müslümanlar, hangi meslek grubuna mensup olursa olsun bütün Şer’î/İslamî ilimleri tahsil etmek suretiyle Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okumalı,

2. veya herkes ilahi mesajı anlamak için Kur’an’ın Arapça metninden ve 1400 yıllık kadim müktesebattan/ilmi mirastan sarf-ı nazar ederek behemehâl meal okumalı,

3. ya da vahye muhatap kitlenin, nüzul ortamında yaşayan, ayetlerin bağlamlarını bilen ve sadece fasih Arapça konuşabilen ilk kuşak Araplar (sahabe-i kiram) olması icab eder,

4. veyahut da ilmiye sınıfına mensup olmayan Müslüman halk -beyhude bir amel olduğundan-Kur’an’ı okumaktan uzak durmalıdır.

Bu problemlerin her birerini hülasa olarak ele alalım:

Devam edecek...

Selam ve dua ile...

  Bu yazı 1169 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI